Bir milletin tarihinde gerçekleşmiş, unutulması mümkün olmayan bir olay üzerine söylenmeye başlayıp, gelişmesini asırlarca devam ettiren milli eserlere destan denir. Bugün en büyük Türk destanlarından olan Ergenekon Destanı’nı ele alacağız.
Ergenekon Destanı, Göktürklere ait önemli destanların başında gelir. Moğol ilinde Oğuz Han soyundan İl Han’ın hükümdarlığı sırasında Tatarların Hükümdarı Sevinç Han, Moğol ülkesine savaş açtı. İl Han’ın ordusunu, Kırgızlar ve diğer boylardan da yardım alarak yendi. İl Han’ın ülkesindeki herkes kılıçtan geçirildi. Sadece hükümdarın küçük oğlu Kıyan, yeğeni Nüküz ve onların eşleri kaçıp kurtulmayı başardılar ve düşmanın onları bulamayacağı bir yere gitmeye karar verdiler.
Yabani koyunların yürüdüğü yolları izleyerek, yüksek bir dağda, dar bir geçide vardılar. Bu geçidin ardında akarsular, pınarlar, çeşitli meyve ağaçlarının da bulunduğu bir yere geldiler ve burada kalmaya karar verdiler. Kıyan ve Nüküz’ün oğulları soylarını genişlettiler. Dört asır sonunda, kendileri ve sürüleri o kadar genişledi ki Ergenekon’a sığmadılar. Ergenekon’un çevresinde, atalarının buraya geldikleri geçidi aradılar fakat geçen dört asır sonunda, geçidin yeri unutulmuştu.
Sonradan adına Börteçine denecek olan bir bozkurt, dağın bir bölümünde Türkleri izliyordu. Bir demirci, kurdun durduğu yerin bir demir madeni olduğunu fark etti ve o demirci, dağın demir kısmı eritilirse bir yol açılabileceğini söyledi. Bunun üzerine demirin bulunduğu yere bir sıra odun ve bir sıra kömür dizerek ateş yaktılar. Yetmiş yere koydukları yetmiş körükle hep birden ateşi körüklediler. Demir eridi ve yüklü bir deve geçecek kadar bir aralık açıldı. İl Han’ın soyundan gelen Türkler güçlenmiş bir şekilde eski yurtlarına döndüler ve atalarının intikamını aldılar. Ergenekon’dan çıktıkları gün olan 21 Mart, Türk Kültürü’nde her yıl bayram olarak kutlanır. 21 Mart ayrıca gündüz ile gecenin eşit olduğu iki ekinoks tarihinden biridir. (diğeri 23 Eylül) Ayrıca bu tarih ‘Baharın Habercisi’ olarak da bilinir.
Ziya Gökalp’in Ergenekon Şiiri’nin son dizeleriyle yazımı bitiriyorum.
…
Yurd girince yad eline
Ergenekon oldu yine,
Çıkmaz mı bir Börteçine?
Nurlanmaz mı çerağımız?
Ziya GÖKALP



