Basın özgürlüğü, demokrasinin temel taşlarından biridir. Haber alma ve düşünceyi ifade etme özgürlüğünün sağlanmasıyla birlikte toplumun gelişimi ve demokratik değerlerin korunması açısından büyük önem taşır. Birçok gazetecinin yargılandığı Türkiye, ‘Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre 180 ülke içerisinde 158. sırada yer alıyor.
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü, 1993 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun aldığı kararla kabul edildiği günden beri tüm dünyada kutlanan bir gündür. Amacı; basının demokrasiyi korumaktaki rolünü vurgulamak, etik gazeteciliği ön plana çıkarmak ve basının sansür edildiği ülkelere mesaj vermektir.
Basın özgürlüğü, bir ülkede demokrasinin sağlıklı işleyişinin bir göstergesidir. Haber alma özgürlüğü olmadan halk, doğru bilgiye ulaşamaz ve bu anlamda bir nevi gözleri ve kulakları bağlanmış olur. Basın toplumu bilgilendirme ve kamuoyunu şekillendirme görevini üstlenirken, aynı zamanda da iktidarın ve diğer güç ortaklarının denetlenmesini de sağlar. Bu nedenle basının özgür olması, demokrasinin devam edebilmesi için büyük önem taşır.
Ne yazıktır ki dünya genelinde birçok ülkede, basın özgürlüğü ciddi tehdit altındadır. Gazetecilere yönelik saldırılar, sansür, baskı ve tehditler, basın özgürlüğünün önünde engeller oluşturur. Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde basın mensupları haber yaparken fiziksel saldırılara maruz kalırken, hükümetler ve devlet büyükleri tarafından sansür uygulanması da oldukça yaygın bir durumdur. Bunun yanı sıra gazetecilerin tutuklanması ve hapsedilmesi gibi durumlar ise oldukça endişe vericidir.
Basın özgürlüğü demokrasinin temel taşıdır. Açık ve şeffaf toplum için büyük önem taşımaktadır. Bağımsız ve tarafsız olan basın; halkın bilgi edinme hakkını korur, yetkilileri denetler ve siyasi katılımı teşvikler. İfade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı gibi temel insan haklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Gazeteciler adaletsizlikleri ortaya çıkartarak, mağdurların sesi olmuştur. Bağımsız bir basın, sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını destekler ve kamuoyunun katılımı arttırır. Bu sayede daha adil, eşitlikçi ve güçlü bir sivil toplum inşası için katkıda bulunur.
Bugün, basın özgürlüğüne verilen değeri vurgulamanın yanı sıra, gazetecilere yönelik saldırıların son bulması ve basın özgürlüğünün güvence altına alınması için bir fırsat sunar. Çünkü basın özgürlüğü, demokrasinin güvencesi ve toplumların ilerlemesi için çok büyük ve önemli bir unsurdur.
Her yıl Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yapılan ‘Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 158. sırada yer alıyor. Listenin tepesini kuzey ülkeleri paylaşırken, son sırada ise Eritre bulunuyor. 177. Kuzey Kore, 178. Afganistan, 179. sırada ise Suriye yer alıyor. Bu endekste Türkiye, Laos, Filistin, Yemek ve Sudan gibi ülkelerin gerisinde yer aldı. Her şeye rağmen, tüm bu engellemelere rağmen basın hürdür ve hür kalmalıdır. Dünya Basın Özgürlüğü Günü kutlu olsun!



